Showing posts with label Aqualung - Brighter Than Sunshine. Show all posts
Showing posts with label Aqualung - Brighter Than Sunshine. Show all posts

Monday, January 4, 2010

HERHANGİ BİR SABAH






Perdenin aralığından süzülen ışıkla havada uçuşan tanecikleri seyrediyordu. Aslında herhangi bir sabahtan pek bir farkı yoktu: Her sabah olduğu gibi bir şekilde güne uyanmıştı, her sabah olduğu gibi mahmur mahmur yatakta biraz daha kalıp ayılmaya çalışıyordu ve tabii ki her sabah olduğu gibi gözünü açtığında ilk gördüğü görüntünün ne olduğunu hatırlamaya çalışıp bir türlü bulamıyordu. Hiç kimse gözünü açar açmaz gördüğü karenin ne olduğunu tam olarak bilemez çünkü uyanma ve bilincin yerine gelmesi eş zamanlı olmaz; ama o her sabah olduğu gibi yine yatağın sağ tarafında sırt üstü yatmış, gözlerini tavana dikmiş bunu düşünüyordu. Hep yatağın sağ tarafını severdi; gerçi yanında uyuyanı daha çok seviyorsa fark etmezdi ya...

Odanın kapısı sessizce açıldı. Birkaç saniyelik bir duraksamadan sonra bir çift çıplak ayak parke üzerinde ritmik bir şekilde içeriye doğru geri yürüdü ve müzik setine bir CD koydu. Tam 9 defa tuşa da basılınca çalacak parçayı tahmin edip gülümseyerek yatağın içinde dizlerini karnına çekip yan döndü. Evet işte başladı: Suddenly you're mine and it's brighter than sunshine... A Lot Like Love soundtrackinin dokuzuncu parçasıydı ve şimdi aralık kalan kapıdan temiz havayla birlikte yumuşak yumuşak odayı dolduruyordu. Pikeyi hafifçe çıplak omzuna doğru çekip, yüzünü beyaz yastığa iyice gömünce lavanta kokusu da burnuna bir anda doldu; hala gülümsüyordu.

Işık, beyaz, lavanta, Aqualung... Ne güzel bir sabahtı; aslında herhangi bir sabahtan pek bir farkı yoktu ya...

Bir kol arkasından şefkatle sarıldı...
"Napıyorsun"
"Hiç. Işığı seyrediyordum... Sen?"
"... Sevgilimin güzel saçlarını kokluyorum."