Showing posts with label Radiohead - Karma Police. Show all posts
Showing posts with label Radiohead - Karma Police. Show all posts

Wednesday, January 28, 2009

29. DOMATES SUYU






Yalnızlık süreci dahilinde bu duruma olan farkındalığınız zamanla da arttıyor. Başlangıçta alaladeyken; belli bir zaman sonra bunu bir melodram esintili, romantik komedi tadında yaşamaya başlayabiliyorsunuz... Tabii çeşitli defolar da geliştirebiliyorsunuz. O kadar fazla bireysel olmaya alışıyorsunuz ki; aslında bir ikinci insanın varlığı sizi bazen huzursuz bile edebiliyor. Ya da peri masallarıyla yıkanmış bilinçaltımız ile bir sokağın köşesini döner dönmez beyaz atlı prens ile çarpışma umudunu alttan da verdiğinizde mütemadiyen bir tetikte ve gözlemci olma hali gelebiliyor insana. Belki biraz fazlasıyla kendinizle baş başa kaldığınız için havuz problemlerinizi daha kolay çözüp; neyi, ne kadar isteyip ya da istemediğinizin kendinizce net bir listesini de yaratmaya başlayabiliyorsunuz.

Bundan epey bir zaman önce bir uçak seyahati yaparken de listeme bir madde eklemiştim...

Tüm o uçağı kaçırma ihtimalinin stresini, İstanbul cuma trafiğini ve havaalanındaki 158 güvenlik kontrolünü atlatıp uçağa binmeyi başarmış, koltuğuma yerleşmiştim. Etrafa bakıp, benden sonraki yolcuların teker teker uçağa binmelerini ve yerleşmelerini amaçsızca seyrediyordum. Derken kendi çapında hoş, düzgünce görünümlü biri gözüme çarptı. Yürüdü yürüdü de diğer kanatta, çaprazıma oturdu bir de üstüne. Birkaç dakika sonra da uçak havalandı ve belli bir yüksekliğe geldikten sonra da hostesler koşturarak yiyecek içecek servisine başladılar. Bizim denek ilk intibadaki hoşluk, düzgünlük; okuduğu kitapla da genel kültür seviyesi sorgulamalarında çizgi üstü gibi gözüküyordu. Neyse, bu esnada hostes kendisine ne içmek istediğini sordu ve bu bal kaymak tip de "sadece domates suyu" diye cevap verdi. İşte, buydu! Tam Mars'ta hayat olduğunu keşfetmişim edasıyla etrafta düzgün, hoş, akıllı, fikirli birileri en azından yaşıyor diye düşünmeye başlamışken; y kromozomuna sahip, çatır çatır testesteron pompalaması gereken birisi "domates suyu" istedi. Yahu domates suyu çok kız işi değil mi?! Yani tamam kabul ediyorum ki biraz uçak içeceği ama basbayağı asortik bir kız içeceği. Hani içinde bir miktar alkolü olur da Bloody Mary'ye dönmüş olur, kabul; ama hiç yakıştı mı canım kardeşim bu tercih sana şimdi?! Gözümden düştü, ilgim bir anda dağılıverdi. Domates suyu seven, içen bir adamdan ne köy olurdu, ne de kasaba... Sonra not aldım bir kenara, lazım olduğunda kullanmak için: "Domates suyu içen erkeklerden hoşlanmıyorum" diye...



Gel zaman git zaman bizim meşhur Rumuz Kulak Çubuğu allem etti, kallem etti de hayatımızın orta göbeğine kadar giriverdi. Neyse, ilk zamanlar tabii ki hayat güzel, tozpembe; kuşlar, kelebekler, çiçekler gözümde, midemde ve her yerde... Bir gün Kulak Çubuğu ile beraber hasbel kader benzeri bir yiyecek içecek servisi düzeneğinde, bizimkinin garsona cevabı "domates suyu" oldu. Ben bu esnada ağzının içine bakarken, bir anda cevabını fark ettim ve kendi kendime güldüm. Hemen uçaktaki olayı ve düşüncemi hatırladım. O an aslında ne kadar saçma ayrıntılara takılabildiğimi düşündüm. Hatta o kadar aştım ki, domates suyunun bilakis mutlaka her insan evladı tarafından sevilmesi, her gün kafi miktarda tüketilmesi gerektiğini düşünebilecek boyuta kadar ulaştım... Amaaaa gel, gör ki takip eden gelişmelerden sonra bugün diyorum ki: daima ve her zaman ilk başta düşündüğünüz katiyen doğrudur. Yahu ben dış kapının mandalı, hayatta tanımadığım biri için bu tespiti yapmış ve bitirmişim. Kulak Çubuğunu başta anlayamadıysam bile en azından "domates suyu" cevabını verdiği an kalkıp, gitmeliymişim masadan, kafam çalışmamış... :)

Domates suyu içmeyen, sevmeyen herkesi saygıyla selamlıyorum, esenlikler diliyorum... :)