Showing posts with label The White Stripes - Seven Nation Army. Show all posts
Showing posts with label The White Stripes - Seven Nation Army. Show all posts

Tuesday, October 13, 2009

TOPUNUZUN KÖKÜNE KİBRİT SUYU





O güzide mesajın üzerinden taaaam üç hafta geçti! İlk gün yarı bilinç kaybı, tam zamanlı histeri içinde, bayramın son günü evimin her yanı ağlama duvarına döndü. Sonraki birkaç günü kendimi doğal prozac Sezen'in sesine teslim ettim, bir parça daha toparladım. Bütün o günler boyunca Davos'ta Erdoğan'ın sinirden kıpkırmızı olmasını ve eşi Emine hanımın duygulanarak, göz yaşlarına boğulmasını anbean tercüme eden çevirmen kadar "esas" olan herkese yakın kaldım... Derkeeen üç hafta geçti. Şimdi...

Şimdi, doğal bir "yıl sonu" bilanço inceleme döneminde, tahmin edilenin bir hayli üstünde gerçekleşmiş amortisman gideriyle karşı karşıya kalıp, en azından özkaynaklarımızın üstün pozitif değeri ile karda olmanın limon kolonyası tadındaki ferahlığındayız. Tüm duygularımı morfine basıp, üzerine kürtajla bedenimden hunharca söktürüp, aldırmış gibiyim. Ne eskiden kalma sevgi, ne de kısa soluklu hissedilmiş öfke, kin, hırs var içimde. Bir "ne fark eder"cilik boydan boya beni iyileştirmek için koza gibi kapladı. Bahara allah kerim...

Yok yok, henüz hastayı kaybetmiyoruz. Hala umut var.

Gerekli muhasebesel hesaplarla birlikte şimdi sıra gerekli derslerin de çıkarılmasına geldi.

Eskiler, yeniler, sonsuz sevilenler... Benim de başı, sonu, ortası, göbeği gayet güzel, keyifli, sağlıklı ilişkilerim oldu. Hayatıma "hoş" birkaç tane yaşam değdi, geçti; güzellikler, anılar bıraktılar. Ama sonrasında da ben birkaç senedir hep bir şekilde "kötü" adamlara denk geldim. Belki de benim radarım bozuldu ya da belki de evrenin iletmek istediği ama benim bir türlü anlayamadığım ulvi bir mesajı var. Bilemiyorum.

O kadar şuursuzum ki, ben The Dark Knight filminde Batman'i es geçip, üstüne acıklı gülüşünü güzel bulup Joker'e heyecan ve hevesle koşanlardanım. Ben Road Runner'a karşı hep ezilen ama yine de bir gün onu alt edeceğine sonu gelmeyen inancı için Coyote'ye bayılardanım. Ben amcasının karısıyla mercimeği fırına gocunmadan veren Behlül'ü beğenenlerdenim.

Ve orada bir yer var uzakta, orada bütün o kötü eski sevgililerim kanon yaparak, bir ağızdan söylüyorlar; duyabiliyorum: "Kötüyüm ben kötüyüm, ishal yapar, kustururum..." Uyurken kulağı rahatsız eden küçücük bir sivri sinek kadar uykumu kaçırıyor, yorganı kafama geçiriyorum...

Ama artık aklım başımda, kozaya sarıp sarmalanmış baharı bekliyorum. Artık olgunlaşma aşamasında olan ve aslında düzeltilemeyecek "proje" adamlar yerine full aksesuarlı, tam donanımlı, hazır yapılmış ve tamamlanmış adamı istiyorum.

Oh!
Dipnot: Voltaren'i bulanın tuttuğu altın olsun!