Showing posts with label Babe Ruth - The Mexican. Show all posts
Showing posts with label Babe Ruth - The Mexican. Show all posts

Wednesday, October 14, 2009

HAYRAN KALACAK HAYRAAN






Bu belimin rahatsızlığı yüzünden hafta sonu, hafta başı evimde yere tümüyle paralel zamanlar geçirdikten sonra aynaya baktığım an pıjamalı evcil insan modumu kirli sepetine bir çırpıda atıp, koşarak kuaföre gittim. Bir salmışlık, bir derbeder hal; saçım perişan, tırnak desen kalmamış, yüzüm gözüm çökmüş, göbek yapmışım... Cık cık!

Kuaför beni gördüğünde sevinçten neredeyse boynuma sarılacaktı. Tabii ya, yokum ortalarda kaç zamandır. Hemen o yüce kuaför koltuğuna kuruldum ve saçlardaki beyazlara rötuş yapıldı, kırıklar temizlendi, incelen yerler düzeltildi, biraz doğal yağlarla bakım ve üstüne güzel bir fön çekildi. Kaş, kıl, tüy işlemlerinden sırasıyla geçildi. Ellere, ayaklara bal mumu maskeleri, manikür, pedikür, derken kıpkırmızı ojeler de sürüldü. Bu süreçler boyunca da adettendir: Bol köpüklü, sade türk kahvesi itinayla hüpletilip, bütün o abuk ve de subuk kokoş dergilerdeki fotoğraflara bakıldı. Her şeyiyle bende "Oh! Dünya'lar varmış!" etkisi yaptı.

Ardından paraya da kıyıp, kendime hediye ne zamandır gidip, gelip beğendiğim o deri, gri harika çizmeleri ve de ekstradan yanına şahane güzel yün kabanı aldım; malum kışa hazırlık. A bir de petrol mavisi tatlı bir elbise. Oradan da MAC'e uğrayıp dudak renginde parlatıcı bir ruj ve "pinch me" isimli cici bir allık da alarak "bir içim su" olayının ambalajını iyice süsledik. Bu kadar... Gerçekten bu kadar yahu.

Bu sakatlık durumu sebebiyle spora da ara verdim, ama biraz yedek kulübesinde takılıp, yediğime ve içtiğime daha fazla özen göstereceğim, mümkünse üç beyazdan uzak duracağımmm. Napalım, o üç dört kilo da sefamız olsun.

Meğer işe gitmek bile o kadar mutluluk verici bir olaymış ki, bir baltaya sap olma hali de harikaymış.

Sonra da birkaç dostla şerefe kaldırılan, panzehir niyetine tüketilen buz gibi şarapları ve şen kahkahalı muhabbeti de kafamıza taç yaptık. Oh oh!

Hayat da aslında harika olmasa bile gayet güzel , biliyor musunuz. Bugün yüzüm bir parça güldü ya, oh, hem de nasıl dünya varmış anlatamam...

Pamuk şeker gibi, el yapımı porselen bebek gibi, haziran başındaki kütür kütür erikler gibiyim! Evet.

Günün sonunda eve geldim ve şimdi bir daha aynaya baktım da, evet, o çocuk var ya gelsin bulsun bir beni, görür görmez "hayran kalacak hayraaaan"...

Hadi kalk Coco, bir de keyif çayı demleyelim kendimize. Küçük parmağımızı havaya kaldırmak suretiyle aldığımız ilk yudumla kendimizi tamamen bulmuşluğumuza layığıyla bu noktayı da koyalım. Koyalım ki bir daha kimseler bozamasın.