Showing posts with label Madeleine Peyroux - Dance Me to the End of Love. Show all posts
Showing posts with label Madeleine Peyroux - Dance Me to the End of Love. Show all posts

Monday, September 7, 2009

NE BİR KÜRK İSTER ŞU ŞEN GÖNLÜM...






Dün salyam sümüğüme karışmış, televizyonun ağır narkoz etkisiyle koltuktan hiç kalkmadan 5. saatimi tamamlamak üzereyken birden gerçek bir animasyon efektiyle kafamın üzerinde o ampulu gördüm...
Neyim var... Mutlu muyum... Mutsuz muyum... Neyim var... Ama benim neyim var... Vücut ısım 36.5 C, nabzım 75... iyi değilim... neyim var.... Büyük tansiyonum 10mm/hg, küçüğü 7mm/hg... Hayati değerler normal... Hastamız anjioyaya hazır... Sünger, keski, neşter....

Buldum!

Aslında Kermit'i özlediğimi zannediyordum bu kadar zamandır; ama özlediğim aslında Kermit değil onunla birlikteykenki Mademoiselle Coco'ymuş!!! Kendimi: Aşık hallerimi, yüksek adrenalin ve seratonin seviyelerimi, bol kahkahalı ve iyimsercik hallerimi özlüyorum! Yani tabii ki kendimi seviyorum ve hatta yalan söyleyemeyeceğim; bayağı bir bayılıyorum ama demek ki ben hayatımda aşk yokken durağanım, tatsızım, keyifsizim... Nispeten yani! Hani ne bileyim gözlerimi de beğeniyorum, seviyorum mesela ama bir güzel rimelimi sürünce daha bir beğeniyorum; onun gibi... Aman dikkat can okuyucu, "yalnız kalamamak" değil buradaki temamız; aşk diyorum aşk... ah ah! Hayırlısı tabii artık... Yalnız lütfen şenlik havasını bozmayalım; buradaki sevindirici haber aslında Kermit'i özlemediğimi anlamış olmamdır. Şimdi bando takımımız eşliğinde korteje coşkuyla devam edebiliriz... Ta ta ta taaaam...

Bu arada dedim ya cuma günü Mavi ve Finn'le şahane vakit geçirdik. Rakı soframıza tabii ki kadın-erkek ilişkileri, aşk, meşk, çiçek, böcek de konu oldu. Bu esnada Finn, üniversitedeyken full time beraber olduğu, part time da beraber yaşadığı kız arkadaşından bahsetti. Kızcağız erkek arkadaşına bir şekilde "hayalindeki adam" tanımını açıklamak talihsizliği göstermiş. Velhasıl, yıllar yıllar sonra biz de eskiiii kız arkadaşının bu tanımını niye beynine itinayla kazımış olduğu hiç anlaşılmayan Finn'den dinleme şerefine nail olduk. Kızcağızın (bu noktadan sonra bu "-cağız" eki hakiki bir değer kazanacak, hissedebiliyorum...) hayalini aynen aktarıyorum, dikkat: "Soğuk bir kış günü birlikte yürürken elleri üşüdüğünde ısıtmak için adamın ceketinin içine soktuğunda "ıyyyy" deyip, rahatsız olmayacak ve hatta "aayyyyy" deyip, şevkat duyacak adam" eşittir bu kızın hayalindeki adam-mış. Finn kızın kimliğini açıklamadı ama tabii biz huuaaaa muaaaa, vah vaaah, falan filan derken yerin dibine soktuk kızcağızı...

Da, sonra ben de istemsiz olarak "acaba bu kadar basit midir?" ve "benim hayalim ne?" üzerine biraz düşünmeye başladım. Ben bilmiyorum mesela, yani bu kadar net bir tanım hiç yapmamışım nasıl birini istediğime dair. Salak mıyım ben... Bilmem. Yani bu eski kız arkadaşın şu andaki durum vaziyetini bilseydik belki daha kesin bir cevap verebilirdik ama.... Neyse. Belki de o kadar armutun sapı, üzümün çöpü diye dolanıyoruz ki işin içinden çıkılmıyor ve tüm bu olay naifliğini yitiriyor ya da belki hiç tanımlamıyoruz diye karşımıza adam akıllı biri çıkmıyor veya çıkanın kıymetini bilemiyoruz... Ay, gerçekten bilemiyorum. Bu kız kadar yalın bir şey ben isteyemem, tanımlayamam, bana uymaz... Ben sadece mutlu olmak istiyorum; mümkünse biriyle ve birlikte ve artık...