Showing posts with label PJ Harvey - This Mess we Are In. Show all posts
Showing posts with label PJ Harvey - This Mess we Are In. Show all posts

Tuesday, December 8, 2009

'BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT'




Günlerden cuma ve en güzel güne yakışacak potansiyel program alternatiflerini listeleyip aralarından en gerçekçi olan beşini finale bırakıp, sonunda cuma güzeli olarak "eve koşarak gitme"yi seçiyorum.

Bir zamanlar, koşarak dışarı çıkmak için yanıp tutuşurken maazallah bir şekilde o geceyi evde geçirirsem bir kolumu kesmişler kadar acılı bir kara yas kara pas halet-i ruhiyesi sararken Alas! bugünlerde "unumu eledim duvarıma astım"a çıkan bir ağırlık çöktü üzerime... Rica ediyorum siz benimle ilgili o algılarınızı görmezden gelmeye çalışın bir süre daha..

Her neyse ne diyorduk.. Günlerden cuma ve ben koşarak eve gitme hakkımı kullanıyorum. Evet, değil koşarak, elimde olsa kafama pervane, totoma turbojet motoru takıp uçarak gitmeyi isteyeceğim de malum İstanbul koşullarında olayı maksimum hıza çıkarıp, minimum araç sayısına indirdiğimizde ancaaaak bir saat sonra ev mahalline varıyorum. Olayı "Bir Silk Cut'ım eksik" depresifliğinden de çıkarmak için şarap, biraz meyve, bir de film alıp neşelendirmek için civardaki alış veriş merkezine dalıyorum.

Manavdan bir buçuk kilo elma, iki de nar; tamamdır. Film: Drama-duygusal standından kaçarak uzaklaşıp, romantik komedi standından da "üff" efektiyle çekilip, macera-aksiyondan sekip, klasiklerden sonunda Federico Fellini'nin Cabiria'nın Geceleri'ni seçiyorum.

Tıngır mıngır fış; kollarımda meyve torbaları, bir elimde bilgisayar, diğerinde çantamla neredeyse kendim kadar ağır yükler yüzünden ayaklarımı sürüye sürüye çıkıyorum. Bir şekilde o kadar ağırım ki, bol ünlemli bir vurguyla birinin adımla seslendiğini duyunca bile ancak bir Moonwalker filminden fırlamışım gibi robotik dönebiliyorum. Kısmen hala havalı sayılabilirim... Vee iki senedir hiç görmediğim, zamanında iyi arkadaşım olan BayX'le burun buruna geliyorum....

(BayX ile ilgili bazı detaylar: Erkek, 40'ına yaklaşan, mutlu mesut evli, çocuksuz, kendi işi olup oldukça iyi para kazanan, aktif, sosyal, sporcu, komik, akıllı, insancıl... + Ermeni ve Hıristiyan. (Şimdilik bu bilgileri cebe koyalım, birazdan lazım olacaklar...))

Tabii aslında bazında birbirini seven, bir zamanlar bayağı bir içli dışlı olmuş, epeydir görüşememiş; her daim yoğun ve zavallı 21. yüzyıl kent insanları olarak önce sarılıyoruz, öpüşüyoruz, sonra bir daha sarılıyoruz...

Ne yaptın, ne ettin, ne var ne yok, bilmem kim ne yaptı, görüştün mü, konuştun mu, bık bık bık, cık cık cıklarla birbirimizi güncellemeye başlıyoruz ve BayX'in sazı ele alıp, anlattıkları karşısında benim ağzım bir karış açılıyor ve tatlı diyaloğumuz sonrasında bir monologa dönüşüyor.

Şimdi durup düşünüyorum da sevgili BayX, aslında her zaman için son derece dindar diyebileceğimiz bir kişiydi. Bizim görüşmediğimiz bu son birkaç yıl içinde hem öğrenme hem de uygulama anlamında kendini biraz "healing" işlerine de vermiş. E tabii bunun peşinden "art of living"ler, meditasyonlar vesaireler de gelmiş.... Bu gibi konularda çok soru sormak adetim değildir çünkü bir şekilde spiritüel konulara ilgi duyanlar alınganlaşabiliyorlar diye düşünüyorum. Diğer yandan da haklı olarak, özellikle bu tip konularda 2+2'nin koşulsuz şartsız, kesinlikle dörde eşit olması kadar rasyonel kaldığım için sorabileceğim her soru, "uzman" biri için dünyayı toz ve gaz halinden başlatıp günümüze kadar gelen süreci tek cümlede anlattırmaya benziyor olabilir. Tabii bir de çok ilgi alanım içinde yer almıyor olabilir... Neyse işte, BayX bütün bunların sonucunda da birkaç ay önce Dünya'nın bir ucundaki bir manastıra başvurmuş ve minimum dört, maksimum yedi sene sürecek, 24 saatinin eğitim öğretimle geçeceği ve bildiğimiz turuncu peştamallı, kafa kazıtmacılı huşu dolu bir eğitime kabul edilmiş-miş... Bütün bunları gururlu ama alttan alttan da hafiiiif destek bekleyen bir ifadeyle anlatırken ben sadece ve sadece "Dönüşte?" diye soruyorum; bilmiyor. Açıkçası, bence bilmemekten ziyade umursamıyor.

Sonuçta pılı pırtıyı topluyor, işini kapatıyor, eşiyle de düzeyinin ne çapta olacağı henüz belli olmayan bir ayrılma kararı alıyor ve hayatını tamamen değiştirip Dünya'nın diğer ucuna gidiyor; üstelik iletişim ve ulaşım alternatiflerinin sıfıra sağdan yaklaştığını "DHL bile gönderim yapamıyormuş"la somutlayabiliyor... E bu noktadan sonrası biraz bence yoruma dayalı: Birileri aptalca bulabilir, başka birileri kafayı yemekle suçlayabilir; herkes istediğini söyleyebilir. Keza en yakın arkadaşları bile böyle söylüyorlarmış. Ben... Tamam rasyonelim, ama adam şu anda böyle yapmak istiyor ve yapıyor. Bu yaptığının muadili benim hayatımda neye karşılık gelir bilemiyorum şu anda ama ben onun kadar cesur değilim, gönülden isterim ama korkudan dolayı totomu şuradan şuraya kaldıramam. Ona da söyledim: Kararı ve en önemlisi cesaretinden dolayı onunla gurur duyduğumu...

Al işte! Ben kendi kendimin ipleri dolanmış kuklası olmuşum da ne yapıyorum, adam neredeyse atomu parçalayacak! Bakarsınız, gider ve sıkılıp bir sene sonra gelir; bakarsınız eğitimi bitince gelir ve bugünkü noktadan aynen hayatına devam eder; ya da tamamen dünyevi işlerden elini ayağını çeker... Kimbilir... Bir tek hayatı var ve benim gözümde dibine kadar hakkını verdiği için eli öpülesi ve gıpta edilesi bir adamdır.