
Ve gitti... Neredeyse bir hafta olacak (tamam, tamam yuvarlama yönetimi ile kayıtsız durmaya çalışmayacağım; gideli tam 5 gün oldu.) Başlangıçta hiç bir duygu tepkimesi vermeden; kafamı, kalbimi, beynimi, ruhumu başka yönlere çevirerek, hep dolu ve meşgul tutarak gül gibi geçinip gidiyordum. Taa ki düne kadar...
"İyi misin"...
"iyiyim. sen?" (İyiyim tabii nolacak, öldük mü sandın... Hıyar. Hem niye arıyorsun, ne istiyorsun. Düşüncesiz... Yine düşüncesizsin. Yine düşünmüyorsun beni arayarak nasıl bir etki yaratabileceğini... Niye düşünmüyorsun, niye, niye, niye... Niye arıyorsun, ne istiyorsun?!)
"Ben de iyiyim. Seni merak ettim."
"İyiyim, iyiyim.. Erkenciyiz galiba bu sabah." (Neyi merak ediyorsun... Sabah sabah...)
"Dün gece biraz fazla içmişim; erkenden gözümü açtım işte."
"Anladım... Sen deniz kenarında mısın; rüzgardan duyamıyorum?" (Aman iyi mok yedin. Al işte güle, içe, oynaya böyle yaşarsın yüz elli sekiz yaşına kadar bohem manikürcülerle... Cevap vermiyorum bu saçmalıklarına...)
"Yok, arabadayım. Kahvaltı için bir şeyler almaya çıktım.. Belki dışarıda kahvaltı ederim.. Acaba bir şeyler mi alsam.. Yok yok en iyisi dışarda........"
...
...
"Konuşuruz sonra tamam mı?!"
"Tamam. Hadi bay bay" (Kahvaltı... Gelsene, beraber edelim... Yok yok vazgeçtim; sen git zift ye!"
"iyiyim. sen?" (İyiyim tabii nolacak, öldük mü sandın... Hıyar. Hem niye arıyorsun, ne istiyorsun. Düşüncesiz... Yine düşüncesizsin. Yine düşünmüyorsun beni arayarak nasıl bir etki yaratabileceğini... Niye düşünmüyorsun, niye, niye, niye... Niye arıyorsun, ne istiyorsun?!)
"Ben de iyiyim. Seni merak ettim."
"İyiyim, iyiyim.. Erkenciyiz galiba bu sabah." (Neyi merak ediyorsun... Sabah sabah...)
"Dün gece biraz fazla içmişim; erkenden gözümü açtım işte."
"Anladım... Sen deniz kenarında mısın; rüzgardan duyamıyorum?" (Aman iyi mok yedin. Al işte güle, içe, oynaya böyle yaşarsın yüz elli sekiz yaşına kadar bohem manikürcülerle... Cevap vermiyorum bu saçmalıklarına...)
"Yok, arabadayım. Kahvaltı için bir şeyler almaya çıktım.. Belki dışarıda kahvaltı ederim.. Acaba bir şeyler mi alsam.. Yok yok en iyisi dışarda........"
...
...
"Konuşuruz sonra tamam mı?!"
"Tamam. Hadi bay bay" (Kahvaltı... Gelsene, beraber edelim... Yok yok vazgeçtim; sen git zift ye!"
Aslında her şeyin bu kadar kolay tüketildiği zamanlarda; o da bırakmayı tercih etti... Amacı ne bilemiyorum: daha özgür olmak ne demek anlayamıyorum. Daha fazla içmek, daha fazla gezmek, daha fazla arkadaşla beraber olmak, daha fazla salak karıyla birlikte olmak; heyecan, özgürlük, bireysellik?? Nedir, bilemiyorum... Hem kıyıda, köşede bir yerlerde durup, öylece kalayım; ama bir "derin" ilişki içinde devinmeye çalışmayalım.... Saçmalığın dik alası; günümüzün lime lime edilmiş en büyük geyiği...
Hem ne fark eder. Benim için gitmiştir... Bitmiştir. Sebep fark etmez; sonuçta geride kalacak.
Ne tuhaf. Bir insanı en yakın çemberinizin tam ortasına koyup, onunla belli bir süre çok naif bir ilişki kuruyorsunuz ve ansızın o insan en uzak çemberlerinizden birine upuzun bir atlama yapıyor. Travmatik!
Bir varmış, bir yokmuş...
Ama olsun iyi ki bir ara var olmuş... Detaycı, duyarlı, bencil, tekil, hazır cevap, her yemeği yemeyen, özenli, zevkli, zeki, titiz, yetenekli, takıntılı, inatçı, dediğim dedik, yalan söyleyemeyen, komik, her şeyi eleştiren, tahammül edilmesi güç, sabırlı insanların sabrını taşıran, az susan, bir tanıyan pişman; bin de tanımayan... Uzun lafın kısası, güzel zamanlarımdan tanımaya değer bir insan geçti ve gitti... Gitsin.
Bizim tatlı Krem Şanti, anlı şanlı Kermit Kurbağa'ya dönüştü.
Hem unutmak hem de unutmamak için yazıyorum...
